ALTIN
 2.449,87
DOLAR
 32,8463
STERLİN
41,6020
EURO
 35,1808

ürkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun Yüzüncü Yılına denk gelen seçimler, sadece Türkiye için değil, aynı zamanda bütün dünya için çok büyük öneme sahiptir. Bu öneminden dolayıdır ki içeriden ve dışarıdan her türlü spekülasyona açık bir havada seçime gidildi.

Seçimler siyasal tutumlarla ilgilidir. Yani insanın siyasetteki rengini seçimlerde kullandığı oy belirler. Siyasetteki renkler konusu aslında değişen ve değişmeyen örnekleriyle belirleyici olur. İdeolojik yaklaşım sergileyen seçmenler, değişme ihtimali pek söz konusu olmayan seçmenler de bulunur. Bunun dışındakiler farklı gerekçelerle siyasal tutum değiştirenler olarak siyasal arenada yerini alır.

Yüzyılın Seçimi denilen bu yılki seçimler tutumu değişmeyen seçmene tutumu değişenden ilave seçmen ekleyenin ipi göğüslediği seçimler olarak tarihe geçti. Şimdi bu değişmeyen seçmen ile değişken yapılı seçmenin tablodaki vaziyetine bakalım. Cumhurbaşkanlığı Hükümet etme sisteminin doğası gereği iki blok ile seçime gidildi. İki bloğun ortaya çıkış koşullarına bakıldığında seçmen sonucunu doğrudan etkileyen bir yapı farklılığı görürsünüz. Cumhur İttifakı Bloğu açısından tamamen ülke çıkarları eksenli söylem ve eylemler bir arada olmanın gerekçesini oluştururken, Millet İttifakı Bloğunda tek dayanak noktası Erdoğan karşıtlığı olan söylem ve eylem temeli mevcut olmuştur. Birbirinden tamamen farklı siyasal tutumlara sahip her değişik zihniyeti uhdesinde barındıran insanların tek çıkış noktası Erdoğan’ın gitmesi kurgusu temeline dayanmaktadır. Bu ilk hedefe ulaştıktan sonra derin ayrılıkların her konu başlığında kendini ortaya koyacağı Millet İttifakı Bloğu seçmene bu bağlamda güven vermeyen özelliklere sahip olmuştur.

Farklılığın kırılganlık yarattığı muhalefet bloğunun söylem analizini yaptığımızda şunları söyleyebiliriz:

-Ülkenin anayasal yapısında kökten değişiklik yapmak.

-Terör sorununu Avrupalıların algıladığı gibi Kürt Sorunu olarak görmek.

-Uluslararası ilişkiler sisteminde Batının referanslarına göre adım atmak: Kıbrıs, Karabağ, Suriye, Libya, Mavi Vatan, Karadeniz, Türk Devletleri Teşkilatları konusunda mevcut yapıdan tamamen vazgeçeceğini beyan etmek..

-Ülke kaynaklarını yok eden teröristlere serbestlik vermek.

-Farklı devlet düşmanı örgütsel yapıları affederek kamuya geri dönmelerini temin etmek.

-Rusya-Ukrayna Savaşında Batının yanında olarak Ukrayna tarafında olmak.

Ana başlıkları bunlardan ibaret olan konuların yüzden fazla alt başlığı bulunmaktadır. Bu ana başlıklar ile ilgili olarak Cumhur İttifakı Bloğu ne demektedir?

-Anayasada değişiklikler gerekir ancak Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün tartışılmaz olduğunu ilan etmek.

-Türkiye’nin terör sorunu herkesin sorundur. Ülkede PKK sorunu vardır. Ülkemizin bu sorundan tümüyle kurtulmasını temin etmek.

Uluslararası ilişkilerde var olan mevcut ilişkiler sistemi Türkiye Yüzyılına bizi götürecek en geçerli yoldur anlayışını ifade etmek.

-Teröristlere hiçbir koşulda serbestlik verilmeyeceğini ilan etmek

-Farklı örgütsel yapılanmaların hepsi devletin düşmanıdır, bundan ötürü taviz verilmeyeceğini duyurmak.

-Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda Atatürk İlkelerinin bir gereği olarak komşuluk hukukuna göre denge politikasına devam etmek, taraf tutmamak.

Bu görüşlere bakıldığında taban tabana zıt bir söylem ve eylem yaklaşımı mevcuttur. Bu yaklaşımdan Cumhur İttifakı Bloğunun yaklaşımı daha çok kabul görmüştür. Millet İttifakı Bloğunun söylemleri kabul görmemiştir.

İkinci turda bir tarafın diğer tarafın önüne geçmesi belirli koşullara bağlıdır. Bir bağlamda öne geçmek için Sinan Oğan faktörüne bağlı olan oylar da dahil Cumhur İttifakının kendi oyunu koruyarak ona 200 ya da 300 bin oy eklemesi işini görecektir. Buna karşılık Millet İttifakı’nın bütün karşıt cepheyi birleştirse bile (Sinan Oğan dahil) mevcut söylem ile öne geçmesi imkansıza yakındır. Ancak ve ancak söylem değişikliği yapması gerekmektedir. Söylem değişikliğinin de türlü riskler barındırdığı sosyolojik bir gerçekliktir. Nedir bu riskler? Milliyetçi söylem terör yandaşlarını uzaklaştırabilir, Buna karşılık terör yandaşlarının beğeneceği söylemler ise yanındaki milliyetçilik iddiasındaki kişilerin dayandığı tabanı uzaklaştırabilir.

Bu durumda ikna etmek için başkaca yollara ihtiyaç duyulacaktır. Bu başkaca yollar ne olabilir? Öncelikle karşıt gruptan bazılarına yeni kumpaslar kurulabilir. Kaset kumpasları bunun en ünlü örnekleri. Eğer Sinan Oğan işin başında imza toplarken birtakım blok yardımları aldıysa onları ortaya çıkaran kumpasları görebiliriz. İhtiyaç doğarsa başka içerikli kaset ya da dosyalar devreye girebilir.

Bir temel güçlük de her iki tarafın da önce kendi bloğuna hakim olması meselesidir. Onu dağıtmadan karşı taraftan seçmen yönlendirmesi yapmayı başarmanız gerekmektedir. Bu hususta da avantajlı olan Cumhur İttifakıdır. Neden? Çünkü ne şekilde bir araya geldikleri çok anlaşılamayan birbirine benzemez kadroları bir arada tutmak çok daha fazla güçlük içermektedir de ondan.

İkinci tur, sonucu önceden kestirilemez ise de, büyük oranda sağlam duran iradenin kazanacağı bir seçim olacaktır. Bu sağlam durma millet iradesine kumpas kurma ustası kesimlere, oylara, sandıklara, oyların sayılmasına, dış dünyanın finansal müdahalelerine kısacası iç ve dış bütün tehditlere karşı bütünlükçü bir anlayış ile olmalıdır.

Birkaç kelam deprem ve seçim ilişkisine yönelik olarak söylemek isterim. Depremin kırıp geçirdiği şehirlerin her şeyden önce gündelik hayatında normal bir insan kategorisine girmek gibi bir derdi vardır. Bundan ayrı olarak epey hatırı sayılır bir kitlenin zaten ideolojik olarak partisini bırakmayacak bir kitle olduğu bir gerçek durum vardır. Eğer orada tercihini değiştiren bir kesim varsa, onun ana nedeni seçmenin güven ve istikrara oy vermesidir. Parçalı yapılı zihniyetin halka yeterince güven vermediği görülmektedir. Deprem bölgesi mensubu insanların kimin kendilerini felaha kavuşturacağı konusunda Millet İttifakı mensubu siyasetçilere güvenmediği sonuçlarla ortadadır.

Deprem Yardımları konusunda ise, hem siyasal partiler, hem STK’lar büyük oranda görevini yerine getirmiştir. Hem hükümet partisi bakanları, milletvekilleri ve belediye başkanları ile, hem muhalefet partisi milletvekilleri ve belediyeleri, hem de her iki tarafın sivil inisiyatif grupları günlerce depremzedeler gibi yaşayarak sorun çözmeye çalışmışlardır. Bunu görmemek insafsızlık olur.

Yardımlar konusunda sorun kimin ne kadar milyonluk organizasyon yapması değildir. Sorun kimin yardımlar sonrasında oy beklentisinde olduğu meselesidir. Oy istenilen oranda çıkmadığında yapılan yardımın başa kalkılması, geri istenmesi ve en kötüsü yardımın sonlandırılmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde yaptığınız yardımın karşılık beklenerek yapılmasının hoş görülmesi mümkün değildir. İnsanların okullar kapanmadan sokağa bırakılmasının çocuksu bir öç alma davranışı olduğu ve savunulacak bir tarafının olmadığı açıktır.

Deprem yardımlarının organizasyonu konusunda bazı aktörlerin ismini özellikle anarak yazımı tamamlamak istiyorum. Bu yardımlar için karşılık beklemeden canla başla çalışan MHP Malatya Milletvekili Sayın Mehmet Celal Fendoğlu ve CHP Milletvekili Sayın Veli Ağbaba ayrı bir yere konulmalıdır. Deprem enkazı süresince sahada kalmak, sorunların çözümü ile ilgilenmek, sakallarını kesmemek gibi simgesel davranışları önemlidir. Her türlü spekülasyonlara cevap vermek zorunda kalan ancak deprem bölgesi belediyeleri içinde en anlamlı çalışmaları yapan Malatya BB Başkanı Sayın Selahattin Gürkan’a, Hatay Ak Parti Milletvekili Hüseyin Yayman’a teşekkür ediyorum. Bunun yanı sıra Ülkü Ocakları Malatya İl Başkanı Turgay Şengönül başarılı dağıtım organizasyonlarının haricinde, enkazdan canlı cansız insan çıkarmayla en büyük takdirleri hak etmiştir. İstanbul Hekimhan’ılar Derneği Başkanı Sayın Murat Çiğdem de yaptığı önemli çalışmalarla teşekkürü hak ediyor. İki Hekimhanlı Şengönül ve Çiğdem’e hassaten teşekkür ederim. Ayrıca Kahramanmaraş’ta yardım organizasyonlarının başında olan Ankara BB’den Kıymetli Mustafa Ünsal’a da teşekkür ediyorum. Parti ayrımı olmaksızın herkes seferberlik ilan edilmiş gibi çalıştı. Samimiyetle çalışan hiç kimsenin bize niye oy vermediniz-verdiniz tartışmasına girdiğine de tanık olmadık.

Her hareketin içinde insanlıktan ziyade kendi menfaatinin peşinde olan insanlar elbette mevcuttur. Sonuçta biz Türkler birbirimize benzeriz. Ayrı yerlere düşmüş olsak da aynı hastalıkları içimizde taşırız.

İnsanlar aslında biraz aynaya bakmalıdır. Boş vaadde bulunmamalıdır. İnsanları kandırmamalıdır. Yalan söz söylememelidir. Nasıl olsa bir vadenin sonunda gerçekler ortaya çıkacaktır. İnsanın benliği ve kimliğini zedeleyecek eylem ve söylemlerden kaçınması önce insanın kendisine lazımdır. Kendisini koruyamayan bir insan başka insanlara yardımcı olamaz.

Siyasete olumsuz anlam yüklüyoruz. Aslında olumsuzun kaynağının biz olduğunu unutarak bunu yapıyoruz. Eğer bir siyasetçinin yalanı, aldatma ve kandırması işe yarıyorsa, o siyasetçinin içinde yaşadığı toplumda onun bir karşılığı vardır. Biz yalan söylemez isek, yalana itibar etmeyiz. Biraz da siyasetin hizmet etme fırsatı olduğunu düşünelim. Çoğunluğa nasip olmamış bu konumun Hakk için haklının menfaatine yapılması insana cennetini hazırlar, bunu da unutmayalım. Elbette taşlar yerli yerine oturacaktır. Zamanı gelince herkes doğruyu da görebilecektir. Yeter ki Devletimiz yaşasın. Yeter ki insanımız başkasına muhtaç olmasın. Bir de bu afetleri Devlet olmadan yaşamış olsaydık, biz ne yapardık bir düşünelim. Bakanlar, valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, doktorlar, savcılar, hakimler, AFAD Görevlileri, İtfaiyeciler ve her kurumun yetkilileri ve çalışanları bir Milli Mücadele mantığıyla çalıştı. Çalıştı ve çok şükür biz işlerimizi rayına koymaya başladık,

Sonsöz olarak Türk Milleti ve Türk Devleti ilelebet var olsun diyorum.

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.