ALTIN
 1.091,48
DOLAR
 18,7929
STERLİN
22,5473
EURO
 19,9489

Sümerbank Cumhuriyet  ilan edildikten sonra ülkenin ekonomik kalkınmanın hedefleri doğrultusunda  Atatürk tarafından gerçekleştirilen en büyük projelerden biri olmuştur.

11 Temmuz 1933 tarihinde  Atatürk tarafından Sümerbank ismi verilmiş.

Malatya Bez ve iplik Fabrikası Türk Anonim Şirketinin” kuruluş ilanı 

4 Ocak 1937

 Fabrika 2004 yılında özelleştirildi. Bugün fabrikanın tek bir tuğlasından eser bile kalmadı.

***

Güneş, çiçekli perdelerden odanın içine doğru süzülüyordu. Nasırlı elleriyle gözlerini ovuşturarak saatine baktı. Rüyasında çalıştığı fabrikayı görmüştü. İçinde bir burukluk hissetti. Kapının arkasından kıyafetlerini alarak usulca giyindi. Odanın köşesinde bulunan tahta sandığın kapağını açtı. Yıllar önce çalıştığı fabrikanın satış mağazasından almış olduğu allı güllü, pazenler, patiskalar, nevresimler sandığın içinde çiçek demetleri gibi görünüyordu. Özel evraklarının içinde sakladığı fabrika işçi kimlik kartını bulunca tebessüm etti. Ceketinin iç cebine koydu. O günlerin üzerinden yıllar geçmiş, rengi solmuş, avurtları çökmüştü. Hazan mevsiminde hafif bir rüzgâra savrulan yaprak gibiydi artık. Kemikleri sayılacak kadar zayıftı. Kulağında işitme cihazı olmasına rağmen yine de sesleri duymakta zorlanıyordu. Usulca kapıyı açtı ve evden çıktı. Banazı’nın temiz havasını soluyarak ciğerlerine doldurdu. İçini dolduran taze bahar havası gözüne ışık, yüzüne renk getirdi.

Karın erimesiyle birlikte Horata artık çağlayarak akar olmuştu. Vahap ustanın gözleri akan suyu izlerken daldı. Fabrikadaki günleri geldi yine aklına…

Sümerbank Malatya Bez ve İplik Fabrikası’ndan emekli olalı otuz beş yıl olmuştu. Emekli olduktan sonra her yıl bir kere fabrikaya gider eski günlerini yâd ederek keyifle evine dönerdi. Sümerbank Fabrikası önce özelleştirilmiş sonra kapanmıştı. Fabrikanın arazisine Hilton oteli, belediye sarayı, büyük bir alışveriş merkezi, onlarca kafeterya, lokanta, çeşitli eğlence merkezleri yapılmıştı. Vahap Usta bu olanları televizyondan, çocuklarından eski iş arkadaşlarından öğreniyor, zoruna gittiği için fabrika bölgesine gitmiyordu. Evde çocuklarına eşine, kahvede arkadaşlarına fabrikanın özelleştirilmesi ile ilgili sürekli bir şeyler anlatıyordu. Bu fabrikalar genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli tesislerinden biriydi. Vahap Usta, sürekli fabrikanın kente kattığı değerlerden bahsederdi. “Ahâlinin; yediği ekmek, çocuklarının istikbali Atatürk ve İnönü’nün sayesindedir” diyerek minnet duyardı.

Vahap Usta, o gün otobüsten büyükşehir belediyesi önünde indi. Yıllardır çalıştığı fabrikanın arazisinde yapılan bu görkemli binaya doğru baktı. Bir iç geçirdi. İşçilerin maaşlarından kesilen parayla yapılan Sümer Camii’nin, önünden ufak adımlarla geçip AVM’ye doğru yürüdü. Döner kapıdan içeri girerken yüreği sıkıştı. Önünde yüzlerce kişi vardı. Parlak neonlar, kocaman avizeler, ışıl ışıl mağazalar, müzik sesleri arasında yürümeye başladı. Artık makine seslerinin musikisi yoktu…

Ayakkabıcı yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, Vahap Usta onu izlemekteydi. Vahap Usta vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Ayakkabıların fiyatlarına baktı, emekli maaşının yarısı kadardı. Mendilini çıkardı. Gözlüğünün camları arkasındaki gözyaşlarını sildi. Bir müddet öylece kalakaldı. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, ayakkabıcı mağazadan dışarı fırlayıp:

“Amcaaa!” Diye seslendi. ‘’Ayakkabı almayı düşündün mü? Modeller harika!”

Vahap usta ona dönerek: ”Gerçekten çok güzeller!” diye tebessüm etti.

Tekstil ve giyim mağazalarında yabancı markalar çoğunluktaydı. Bunlara baka baka zaman geçirdi. Kumaştan iyi anladığı için kalitesi iyi olmayan bu kıyafetlerin neden bu kadar pahalı olduğunu düşündü.

Vahap usta yine kendi kendine söylenmeye başladı:

“Sümer’in çiçekli kumaşları, rengârenk, püfür püfür, desen desen empirme basmalar perdelere, yorganlara, kızların entarilerine, çeyizlerine ne de güzel yakışırdı. Sümerbank basması, Sümerbank ayakkabısı giymeyen yoktu..."

Vitrinde gördüğü Çin malı kumaşlar, cansız, ruhsuz, naylon kumaşlar onun yerini tutabilir miydi? Sümerbank kumaşları işçilerin evinde ekmek, aş, umut, emekti…

Vahap usta AVM vitrinlerini gezerken sıkıldı. İnsanlar aynı yerde dönüp duruyorlardı. Parfüm kokuları ve başka dillerde söylenmiş şarkılar birbirine karışıyordu. Yürüyen merdivenlerle yeme içme katına çıktı. Yemek katının uğultusu, kokusu huzursuz etmişti. Komşusunun oğlundan duyduğu kadarıyla AVM’deki o şatafatın altında emekçiler sendikasız çalışıyor ve emeklerinin karşılığını alamıyorlardı. Bu çalışanlara da çok üzülüyordu. Hayli zaman geçmiş, hava kararmıştı. AVM’den çıkıp dalgın dalgın yürürken gözyaşları güçsüz bedeninden damla damla akıp gidiyordu.

Yolun karşısına geçtiğinde AVM’ye girmek için adeta bir konvoy gibi dizilen arabaları gördü. Vahap usta bu konvoyu görünce 1960’lı yıllarda Malatya Belediyesi’nde çalışan işçilerin başlattığı greve destek amacıyla düzenledikleri yürüyüşü hatırladı. Hatta Sümerbank ve Tekel’de çalışan kadınlar, yöresel giysiler içinde kareli çarşaflarıyla yalınayak yürüyerek bu greve katılmışlardı. İstasyon’dan başlayıp, Sıtmapınarı, Kışla Caddesi’nden Atatürk anıtına kadar yürürken halk da bu greve destek vermişti. Türkiye’nin ilk resmi greviydi bu. Bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti Vahap Usta’nın…

Tütün fabrikası da, Sümerbank’la aynı kaderi paylaşmıştı. Arka cebinden tütün tabakasını titreyen elleriyle çıkardı. Çelikhan tütününden sardığı sigaradan derin bir nefes çekti. Son kez omzunun üzerinden geriye bakıp göz gezdirdi. Belediyeye, AVM’ye, Hilton oteline doğru sigara dumanını savurdu.

“Sümerbank’ın yurdumuzu dokuyan tezgâhları artık yok" diye geçirdi içinden. "Sümerbank’ta Tekel’de makine seslerinin musikisi artık yok… Halkın halk için ürettiği Sümerbank’tan geriye bize beton yığınları kaldı…" 

Gözlerinden akan yaşlar burnunun kenarından yuvarlanıp akıyordu fabrikanın toprağına…

Evine gitmek üzere otobüs durağına geçmek için dakikalarca konvoyun geçişini bekledi. AVM’nin uğultusu kesilmişti. Yorgun ve hâlsizdi. Fabrikanın bütün Malatya’ya yayılan siren sesi kulaklarında çınlıyordu. Elini cebine attı. Ceketinin cebinden sararmış, solmuş siyah beyaz vesikalık fotoğraflı Sümerbank kimlik kartına baktı…

Fikri Demirtaş

25/06/2019, Malatya

Fotoğraflar sosyal medyadan alıntı:

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.